lan kuğulu
lan kuğulu
şimdi böyle utangaç bakan kuğuların gözüme
gördükleri içindir bin kuğudan güzel bir kadının ellerini ellerimin içinde
çok eski vakitlerde gecenin bir vaktinde
nerdeyse eriyordum gözlerinin içinde

şimdi bu gece
yalnızlığın içinde
anısı kaldı mı diye bakarken her yerine
bir tek kuğular mahçup
bakıyorlar birbirini ıstmaya çalışan ellerime

yıla yeni başlamışken
hiç bitmeyen anıları depreştiren içimde
ikibinonun ikisinde üçünde
lan kuğulu
çok gidersin gücüme

avcumun içinde
eski bir savaş yarası gibi
evimin soğuğu şimdi
ve ardında
saatleri durduran koskoca bir boşluk

her soluğun buhar olup tekrar dudaklarıma yağdığı bu gün
- doğumgünüme iki gün kala -
bu kara şehrin içimi kaçıncı karartışı bu
aynı yağmurda
aşina bir boğuluş

tekliğimin ebcedini düşerim bugün
dizlerim kanar
ateşsizim, soğuğum, günsüzüm

gözlerimin gördüğü
sanki  yüzüme büyük gelen bir parça deri
merhaba yağmur,
hoş geldin geri

ve içinden deniz geçer mekanın
parmaklarımın arasında onlarca balık
bu tatil böyle biter ve ağzımızda tadı kalır
biraz assos, biraz sivrice, biraz ayvalık
tenimin yanında tende durur sevdalık
eylülün beşinde vurulur takvimin yaprağı
altısına doğru düşer
içinden deniz geçer gönlümün
gözlerimden yâre düşer

O yağmur ki; bazen yağmuy.

gözümden sıyrıldı gözünün yeşili
-ki içinde kahverengiler dans ederdi-
ve yağmur kokulu bir akşamın ankarasında
sessizliğini bıraktım bir ağacın dibine
şubata değecekti ocak neredeyse
neredeyse elime değecekti elin

belki bir gün adını da unuturum senin

çok cocuktuk yıllar önce
seni yine severdim
minik beyaz ellerini
yine tutmak isterdim
büyüdük kocaman olduk
şimdi o eller benim
ama işler çok yoğun
sakin olsun isterdim

ömrüm seni beklemekle
geçse bile bebeğim
gelmesen de bazı bazı
seni yine severdim

canım çekti birden bire
yine seni düşündüm
temmuzun onyedisi
sana ebced düşürdüm

ankara’nın sokakları
ağır aksak yürünmüyor
bir haber gelmiyor yardan
yolu meçhul
bilinmiyor
temmuz sıcak
masam kurak
çocuklar çay
getirmiyor

bir adı var bu durumun
özlemek
başka bir şey
yapılmıyor

içimden gidiyor zaman
sevgilim yok saat geçmiyor
ankara’nın içinde
- ki artık evim bu mekan-
birden uçuyorum geçmişe
ankara’da ki eski misafirliğime

ne zamandır yazmıyorum
sevgilim var ne zamandır
hiç üzülmüyorum