Ne kadar isterdim yukarıda yardımseverlik yazmak…
Dün akşam, mesai çıkışı, Ankara’da Dikmen caddesi üzerinde giderken, arabam aniden durdu. Zaten 2 şeritli ve o saatlerde çok fazla kalabalık olan caddede sol şeritte ve hafif rampada kalakaldım. Biraz çalıştırmaya çalıştım ama nafile. Arabayı iterek hiç değilse sağ şeride alayım dedim ama çok hafif de olsa, yokuş yukarı olduğu için tek başıma çok zorlandım. Üstelik halimi gören hiç kimse de durup şu adam arabayı sağa itsin diye yol vermedi. Hatta korna çalanlar, el kol hareketi yapanlar çoğunluktaydı. Yeri gelmişten buradan topunun azına sıçayım.
Sonra birisi bir el attı, ben de hazır yardımı bulmuşken ”Durmazlarsa kendi sorunları.” diye düşünüp sağ şeride geçebildim. Sağ şeritle aramda 1 metre kadar kalmışken, daha hala sağa girip de geçmeye çalışan bir eşşoğlueşşek bile vardı dün gece Ankara trafiğinde. Düşünün artık.
Kimseye insin de yardım etsin demiyorum, o başka mesele. Hadi tamam yol da vermesinler. De yolun ortasında durmuş dörtlüleri yakmış, arkasına uyarı üçgenini koymuş bir adama ne bok yemeye küfredersiniz el kol hareketi yaparsınız. Bu nasıl bir gerizekalılıktır. Bu insanları hangi anne babalar, hani öğretmenler yetiştiriyor; yetiştirirken ne diyor, çok merak ediyorum. Hayır işin kötüsü bu hıyarlar Ankara’da bir işte çalışıyorlar. Muhtemelen kimi doktor, kimi avukat, kimi mühendis, kimi bakkal; sağlığımızı koruyor, hakkımızı savunuyor, oturduğumuz evleri geçtiğimiz yolları yapıyorlar, yediğimiz içtiğimiz malzemeleri satıyorlar. Nasıl yaşıyoruz hayret ediyorum.
Bu arada, o akşam kalabalığında aradıktan 15 dakika sonra yanımda olan Renault servisine ( Net Grup - Karum Otoparkı) de ayrıca teşekkür etmek isterim. Yine tamir sürerken yanımıza yanaşan motorsikletli trafik polisine de ilgisi, anlayışı, güleryüzlülüğü ve kibarlığınan dolayı müteşekkirim.
Yazar fanatikliğim yoktur ama sevdiğim yazarları da sıkı bir şekilde takip ederim. Kitabın üzerinde “Olasılıksız’ın yazarı” ifadesini gorunce de
Bahreyn’li bayan atlet. Olimpiyatlarda 200m’de birinci olmasından çok, olimpiyatlara türbanla katılan ilk atlet olarak biliniyor. “Olimpiyatlara türbanı sokan ilk atlet olmaktan dolayı kendisiyle gurur duymak” gibi de bir cümlesine denk geldim bir yerlerde.
Son Yorumlar