Tag Archives: reklam

REKLAMLAR ve YARATICILIK

Taktım reklamlara ben. Normalde seyrettiğim kanallarda pek az denk gelirim. Ama bu sıralar daha fazla izliyorum. ( Tamam itiraf ediyorum, yazacak malzeme çıksın diye işte…)

Reklam niye yapılır ? Sanıyorum ki yeni bir ürünü tanıtmak ya da var olan bir üründeki yeniliklerden, gelişmelerden, kampanyalardan haber vermek için olmalı. Tabi ki dikkat çekici, akılda kalıcı, ürünü cezbettirici olmalı gibi bir takım vasıfları da olmalıdır sanıyorum. Ama çok ürün var ve sanıyorum fikirler de bir yerden sonra tükeniyor.

Mesela son günlerde dikkatimi çeken bir reklam var, siyah beyaz bir çekim, hatta efektle renkler biraz daha çizgi roman ( günah şehri ? ) havasına büründürülmüş. Bir adam eski model bir araba kullanıyor bir yandan da aklında “onu gördüğümden beri vaz geçemiyorum, sadece onu düşünüyorum, onsuz ne yaparım” gibi şeyler geçiriyor. İnsanın aklına ilk olarak bir hatun kişi geliyor ama onun da reklamı olmaz ki yahu. Neyse iki üç kelam sonra ürün ortaya çıkıyor : adamın elinde tuttuğu bir çikolatalı gofret.

teknolojinizi nasıl alırsınız ?

teknoloji artık giderek “kişiselleşiyor”.

girdiğiniz bir sitede eğer bir şekilde kayıt yapmışsanız karşılaştığınız reklamlar sizin ilgi alanlarınız çerçevesinde seçiliyor artık. ya da kayıtsızsanız bile, reklamlar siteyle, bulunduğunuz ülkeyle, o anda incelediğiniz sayfayla iligli konularda geliyor.

bilgisayar ürünleri sitesini gezerken bilgisayarla, mobilya sitesini gezerken mobilya ya da ev eşyasıyla ilgili reklamlarla karşılaşıyorsunuz.

bazı özel kanallarda, deneme bağlamında da olsa televizyon reklamları abonenin özelliklerine göre seçilmeye başlandı.

ileri teknoloji, prototip olarak olsa bile, yerleştirilen alıcılarla odadaki kişinin özelliklerini algılayıp onların cinsiyetine ve yaşına göre reklamlar ya da programlar seçme şansı tanıyabiliyor.

hatta üye olduğunuz bazı dergilerin editörü doğrudan size hitab ediyor. dergiyi açıyorsunuz gülümseyen bir yüzle editör söze şöyle başlıyor “sayın sema zem,”. insanın tüyleri diken diken oluyor, dönüp şöyle bir arkasına bakıyor burada mı bu adam diye.

teknoloji dünyasındaki bütün bu keyifli gelişmelere rağmen benim 1 ay önce oturma odası grubu aldığım firma fatura bahanesiyle ele geçirdiği ev adresime ve cep telefonuma neden “yeni oturma odaları” ile ilgili mesajlar gönderiyor ? amaçları bana “hah hah salak herif . sen aldın ama bak daha güzelleri geldi. üstelik daha ucuz. enayii enayii” demek mi ? yoksa oturma odası satıcıları oturma odasını her her ay değiştirilebilir bir şey mi sanıyorlar ?

4 yıldır abone olduğum derginin içinden “denemeden karar vermeyin” sloganıyla çıkan “hijyenik kadın bağı” nı nasıl denememi bekliyorlar. teknolojileri çok ileri de hanımın muayyen gününde olduğunu mu bildiler diyeceğim, hanım yok . arayıp da “e bana bunu denemek için birini göndersenize” desem bir sonraki sayıda “üyelerimiz arasında sapıklar var” diye beni rezil ederler. sırf onlar mahçup olmasınlar diye deneyeceğim ama, acayip rahatsız bir şey. bir de geri bildirim formu yapmışlar “lütfen doldurun” diyorlar.

“dış görünüş olarak, gittiğim mekanlarda ilgiyi üzerime çekmek adına faydalı olduysa da; kişisel kullanım açısından çok rahatsız edici buldum” diye doldurup gönderdim ben de. ne yapayım.

Share Button

cep telefonlarına gelen reklam-haber-duruyu-promosyon mesajları

önce hemen söylemek istiyorum “topunuzun allah cezasını versin”

“bela” diyeceğim de, annem bela okuma der hep o yüzden diyemiyorum. ama dilerim cep telefonunuzu mesaj yüzünden kullanamaz olursunuz, en acil zamanda onlarca mesaj gelir de işinizden gücünüzden olursunuz, habersiz kalırsınız, uçağı, treni kaçırırsınız da dımdızlak ortalıkta kalırsınız ; karınızla metresinize gönderdiğiniz mesajlar yanlış gider, evinizden barkınızdan olursunuz, çoluğa çocuğa rezil olursunuz; en gizli mesajlarınız promosyon mesajı olarak dağıtılır da işinizden gücünüzden olur karnınız aç kıçınız açık kalırsınız inşaallah.

benim günlük ortalamam 3. bildiğim ya da bilmediğim ya da bilip de adam sandığım bir sürü yerden günde ortalama 3 mesaj alıyorum. genellikle adam gibi saatlere denk gelmekle birlikte haftada en az bir defa da, mutlaka hıyar gibi bir saatte bir mesaj geliyor. ya uykudan fırlıyorum, ya hayırdır diyip korka korka telefona bakıyorum. e gecenin 3’ünde hangi normal zeka sahibi bir firma “temizlik ürünlerinde % 3 indirim” diye mesaj gönderir ki. gaza gelip de o saatte parke mi cilalayacağım yani…

genellikle tamamına yakınını mutlaka mesaj engelleme özelliğiyle engelliyorum ama illa ki bir defa almış oluyorum tabi bu salak mesajları.

bir de isteyerek mesaj almak için başvurduğum yerlerden gelen istemediğim mesajlar yığını var. mesela bazı bankalar bir güvenlik aşaması olarak böyle bir hizmet veriyorlar. hesabınızdan internet üzerinden yapılan bir işlemi size hemen bildiriyorlar ki bir sakatlık varsa anında haberiniz olsun.

( burada geniş bir parantez açmak isterim. adam benim hesabımdan hırsızlık babından bir işlem yapacak olsa, önce benim haberim olmasın diye o telefon numarasını da değiştirmez mi acaba. hesabıma girecek kadar zeki, bankadaki paramı kendisinin bulunamayacağı ama parayı alabileceği bir hesaba aktarak kadar cin bir hırsız bu detayı atlar mı sizce ? )

e iyi güzel, ama tabi bu şekilde bir türlü numarayı bankaya kaptırmış oluyorsunuz. sonra “acaba bu gece benimle buluşma ihtimalin var mı ? belki güzel bir yemek, belki biraz dans?” diye hayallerinizdeki kıza attığınız mesaja cevap beklerken bir de bakıyorsunuz “büyükbaş hayvancılıkla uğraşanlara 6 ay geri ödemesiz %1.0000001 faizle 244 ay kefilsiz kredi, hemen arayın akşama inekleriniz evinizde…” diye bir mesaj. akşam bankacak oturmaya gelecekler herhalde diye düşünüyor tabi insan ilk önce.

sorna bir de benim “kurumlararası ortak telefon veri tabanı” olarak adlandırdığım bir komplo teorim var. yani siz x firmaya güvenip telefonu veriyorsunuz ama bu hayvanlar bunu y ve z firmalarıyla da paylaşıyorlar. üstelik y firması da ( e o da hayvan tabi) telefon numaralarını t,v,c firmalarıyla paylaşıyor. z firması ise sadece p firmasıyla paylaşıyor. ( az hayvan onlar) lakin p firması (hayvanoğluhayvan) q,w,m,g ve d firmalarıyla bunu paylaşıyor.

ve işin kötüsü bu firmaların sayısı alfabeyle ve hayvanlar alemiyle sınırlı değil. ve işin kötüsü ” egzantrik dişlilerde yağ tortusuna son. plexiropsotik megzatinom artık türkiye’de. bizi arayın” tarzı bir mesajla ilgili özgün bir küfür de üretemiyorsunuz. en klasik yaklaşımla “egzantrik dişlinize bir plexiropsotik megzatinomunuza iki ” diyeceksiniz ama onunda ne olduğu belli değil, insan korkuyor.

yurt dışında bulunanlar için durum daha da vahim. zira orada size gelen bu salak mesajların yurtiçi ücreti dışında kalan kısmını da siz ödüyorsunuz. genellikle hep yurt dışında olan bir arkadaşım anlatıyor : ” bir mesaj geliyor ‘filancamarkette tavuk bugün sadce 2.34 YTL’ diye mesaj geliyor. ulan marketin yerini bilmem, ağzıma tavuk koymama ama bu mesaja ben şu kadar para ödüyorum”

ben bu tip mesajlarla ilgili olarak elimden geldiğince beni rahatsız eden kurumu da rahatsız etmeye çalışıyor ve bir türlü geri bildirimde bulunuyorum. ama tabi bu durumda kabak danışmadaki gariban personelin başında patlıyor genellikle.

ben, her ne kadar “bakın hanımefendiciğim/beyefendiğicim bu işte sizin bir suçunuz yok ama sizin beni genel müdürünüze aktarma şansınız olmadığına göre ben de ona olan sinirimi size yansıtmak durumundayım, lütfen bant kaydınızı kendisine dinletin ki üstünüzde kalmasın” gibi bir girişle lafa girsem de görevli arkadaş eninde sonunda bana maruz kaldığı için bir miktar yıpranıyor tabi.

bir de daha “mahalli” olan mesajlar var: “çardak lokantası size bir telefon uzaklıkta, abuzittin çardak” “toss kuaförle saçlarınız istediğiniz gibi” “telefonu sokacak yer mi arıyorsunuz biz hizmetinizdeyiz”……

modernlik ve teknoloji diye kullandığımız ürünler hayatımızı nasıl da terörize ediyor bazen, şaşıp kalıyorum.

Share Button