Tag Archives: kuğulu park

Ebced

dudağının kenarını
dudağımın kenarında gördü kuğu
hiç ses etmedi
sonra çok yüksekten düştü sular
bir gürültü bir gürültü
kuğuların sessizliğini
herkesten sakladı sular
haziranın orta yeri
kugulunun içinde
bulutlara saklandı ay
bizi kimse görmedi

 
14.haziran.2012 – kuğulu park
Share Button

deyiş

İcimde bir cocuk
Sanki hiç böbreği yokmuş gibi
Bir fotograftaki boynunu büküşüne takılmış
Ha ölür ha ölmez
Ha ölür ha ölmez

Yağmura düşer gece
Benim ıslaklığım çok evvel
Ve sanki kalbur zaman
Ve bir gece icinde
bilmem kaçıncı defa
Düşüp kalırım kokunda
Sen bilmezsin seni
Adını mıhlarim ellerime
Ölmem senin çarmıhında
Sen bakarsın öylesine yüzüme

Bu mekanın adı çoktur
Senin adın bana düşmez
Gözlerinde gözüm gezmez
Düşüme düşer gözlerin
Seni sana derim sen bilmezsin
Bu şiir de böyle biter

Ben sanır
Kendini beğenirsin
Gece yağmur
Gece çorba
Gece avını düşürmüş ağına
Öğütür durur

Bu gece beni ağrıtır
Kapkara dallar batar böğrüme
Sen az biraz uzaktasın
Yağmurum düşmez üstüne
Ben gecer giderim sularına basıp
İslanır ayaklarım
Donsa da ellerim
Düşün girer düşüme

Isınırım yokluğunla
Kimse bilmez

 
31.Mart.2012 – Kuğulu Park Semaları

Share Button

z

lan kuğulu
lan kuğulu
şimdi böyle utangaç bakan kuğuların gözüme
gördükleri içindir bin kuğudan güzel bir kadının ellerini ellerimin içinde
çok eski vakitlerde gecenin bir vaktinde
nerdeyse eriyordum gözlerinin içinde

şimdi bu gece
yalnızlığın içinde
anısı kaldı mı diye bakarken her yerine
bir tek kuğular mahçup
bakıyorlar birbirini ıstmaya çalışan ellerime

yıla yeni başlamışken
hiç bitmeyen anıları depreştiren içimde
ikibinonun ikisinde üçünde
lan kuğulu
çok gidersin gücüme

Share Button

geri dönüşsüz türkü II

hepsi
gözlerinden dudaklarıma değen
o tuzlu damlanın suçu

ve parmaklarımın arasında
parmaklarıma karışan parmaklarının

o kuğu
ve park
sadece suça şahit

Share Button

Z

duayı dudaklarından alıp
dudaklarımda gezdirdim
ve gözlerinin rengini içime sindirdim

çok yasak dokunuşlardı
ağaçlar ve mumlar şahit
ve ankara’nın namussuz soğuğu
ve o el örgüsü battaniye
ve bir de beyaz kuğu

“dün yarına dönmüştü
sigaralar sönmüştü
bir tek o beyaz kuğu
ağladığını görmüştü”

çok yağmurlu gözlerin
tuzu dudaklarıma
düştü bir mart gecesi
şimdi yüzüne bakmak
kırılmış parmakların
acılı işkencesi

Share Button

Minimum Tecavüz


duymadıysanız duyun diye, bir kaç gündür duyduğum bu başlığı alıp burada da aynen kullandım. evet konumuz “minimum tecavüz”

duymayan kaldıysa diye olayı da açıklayayım : ankara kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulu, ankara’nın şirin mekanlarından birisi olan kuğulu park’ın bir bölümünün yol yapılma çalışmasın çerçevesinde kullanılmasına karar vermiş. bu olayı, basın tecavüz olarak değerlendirmiş ve miktarın belirsizliği konusunda da hayrete düşmüş, sonuçta bu başlık çıkmış ortaya.

ne kadar bölümünün kullanılmasına karar vermiş, bu konuda bir açıklama yok. buna belediye başkanı ile şantiye şefi arasındaki birileri karar verecek. belki de dozer operatörü..

mesela bana göre minimum, 3 tane parke taşından ibaret. babama sordum % 15 dedi. bizim bakkal “yok indirim falan alıyorsan böyle al” dedi. mahalledeki nesbiye hanım teyze “ununu bol koyacaksın ki dadı da güzel olsun” didi. ehm, yani dedi. akşam çöpleri karıştırıp kartonları toplayan aileye sordum “odununu bize versinler 2 saate tek dal bırakmayız o parkta” dedi.

e hadi bakalım şimdi. nasıl bilebiliriz onlar ne diyecek !

bari 3-5 tane farklı proje yapıp onları oylasaydınız, kazananı da halka açıklasaydınız, belki daha olumlu karşılanır belki bir grup tarafından da destek görürdü. ama minimum ne demek yahu. hadi bana da izin verin, ben de venedik tacirliğine soyunup sırtınızdan minimum miktarda et alayım . yahu nesinden korkacaksınız ki, minimum dedim.

tabi kuğulu park’ın adı belediyenin bir yazısında geçince hemen harekete geçen sivil toplum örgütleri hemen ayaklanarak parkı istila ettiler ve “koruma altına” aldırlar. çankaya belediyesi de bu örgütlere destek verdi. zaten söz konusu kurulda da çankaya belediyesinden olan üye “hayır” oyu vermişti.

ankara’lı değilim. 8 yıldır burada yaşıyorum sadece. ama görüyorum ki 2-3 sende bir mutlaka bu kuğulu parkın bir tarafının bir şey yapılmasıyla ilgili bir proje mutlaka gündeme gelir. birilerinin kuğuyla mı bir sorunu var, küçükken ördek mi gagaladı, yüzmeyi mi bilmiyor nedir anlayamadım.

tamam kuğulu parkı kaldırırsanız yol çok genişler, hatta belki bir yonca kavşak bile yapabilirsiniz. lakin kuğulu parkın hem şeklen hem de manen bu şehre kattığı şeyler, benim gibi sonradan buraya gelmiş birisi için bile saymakla bitmez. hele ki çocukluğunda anneannesinin elinden tutarak o parka gelmiş, şimdiki eşiyle orada vakti zamanında gizlice buluşmuş ve ne bileyim, aklıma gelmeyen daha sayısız anının sahipleri için çok daha fazla anlam ifade eder. hani Atatürk bulvarını trafiğe kapatsanız bu kadar tepki almazsınız ama kuğulu park olmaz.

sanırım bu bir inatlaşma oldu artık. birileri illa ki o parka bir çivi çakacaklar, bir ağacı kesecekler, gölün suyunu boşaltacaklar iki tane kuğuyu hakkari’ye sürecekler de rahat edecekler. ya da o günleri görmeden çekip gidecekler 🙂

Share Button