Dilbilim üzerine notlar

dilin-aynasindan
  • Yıllarca gramer inceliklerinin dersini almadan bir yabancı dilde konuşmaya çalışılıyorsa, başvurulacak tek bir son çare stratejisi bulunur: en temel zorunlu unsurlar dışında her şeyi bir yana koymak, en can alıcı içerik dışında her şeyden vazgeçmek, esas anlamı aktarma açısından önem taşımayan her şeyi görmezden gelmek. İngilizce konuşmaya çalışan yerlilerin yaptığı da tam olarak budur – kendi dilleri gramerden yoksun olduğu için değil, doğru düzgün öğrenmiş olmadıkları bir dille boğuşurken anadillerinin incelikleri bir işe yaramadığı için.
  • Nesnel olarak ölçmek zordur ama bir izlenim olarak, bir dilin genel karmaşıklığı, morfoloji (kelime yapısı) ve sentaks (cümle yapısı) birlikte göz önüne alındığında bir diğerininkiyle aşağı yukarı aynı gibidir. Bu şaşırtıcı değildir, çünkü bütün diller aşağı yukarı eşit ölçüde karmaşık işler yaparlar ve morfolojik olarak (yani kelimenin içinde) yapılmayan bir iş sentaks aracılığıyla (yani cümlede) yapılmak zorundadır. Dolayısıyla, İngilizceden daha karmaşık bir morfolojisi olan Fox dili (Iowa civarında bir Kızılderili dili) daha basit bir sentaksa sahip olmalıdır; bakıldığında da böyle olduğu görülür. (Charles Hockett, A Course in Modern Linguistics [Modern Dilbilim Dersleri])
  • Almancanın kelime yapısı İngilizceden çok daha karmaşıktır. Örneğin İngilizce isimler genel olarak sonlarına bir s veya z sesi getirilerek (books, “kitaplar”; tables, “masalar”) çoğul hale getirilir ve bu kuralın sadece bir avuç istisnası vardır. Buna karşılık Almancada çoğul yapmanın en azından yedi farklı yolu vardır: “Otomobil” gibi kimi isimler İngilizcedeki gibi sonuna -s alır (Auto, Autos); “at” gibi başka isimler -e alır (Pferd, Pferde), “kahraman” gibi isimler -en alır (Held, Helden), “yumurta” gibi isimler -er alır (Ei, Eier), “kuş” gibi isimler sonek almaz, bunun yerine kelimenin içindeki sesli harf değişir (Vogel, Vögel), “ot” gibi isimler hem sesli harf değiştirir hem sonek alır (Gras, Gräser) ve nihayet, “pencere” gibi isimler hiç değişmez (Fenster, Fenster).
Share Button

İçki olarak kullanılan alkol ile ilgili bazı bilgiler

alkol-ve-s%cc%a7eker-hastalig%cc%86i
  • Sıcak alkol soğuk olana göre vücutta daha hızlı emilir.
  • Meyve suyu ile karıştırılmış alkol daha az zararlıdır. Meyve şekeri organizmanın alkolü yakmasını hızlandırır.
  • Karbonatlı içeceklerin içkiye katılması alkolün etkisini hızlandırır. Karbonik Asit içeren kola, soda ve tonik gibi içeceklerin içkiye katılmaları onun kara karışmak hızını artırır.
  • Alkol vücutta sırasıyla beyi, böbrekler, kalp, akciğer, onikiparmak bağırsağı, kaslar, deri ve karaciğere yayılır.
  • Alkolün karaciğerde yakılma hızı, alınan alkol ile doğru orantılı olarak artmaz.
  • Beyaz ırktan bir erkeğin karaciğeri, 1 saatte her 10 kg vücut ağırlığı için 1 gram alkolü etkisiz hale getirir. Bu, sabit bir değerdir.

Kaynak : Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 5, Tamer Korugan. Aykırı Yayınları.

Share Button

sinestezi

sinestezi_nedir_th

Yunanca kökenli bir kelime olup “birleşik duyu” anlamına gelmektedir. Sinestezik kişilerde herhangi bir duyunun uyarımı otomatik olarak başka bir duyu algısını tetiklemektedir.

Share Button

perovskit

Magnezyum, silikon ve oksijenden oluşan bir mineraldir. Perovskit, gezegenimizin toplam kütlesinin yarısını oluşturuyor.

Share Button

görgül

Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı, ampirik.

Share Button

bakışım

İki veya daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu, simetri.

Share Button

Carl Linnaeus

640px-linaeus

23 Mayıs 1707 Råshult’da doğdu (Stenbrohult, Güney İsveç), 10 Ocak 1778 Uppsala’da öldü; İsveçli biyolog, hekim ve fizikçidir.

Biyoloji ve botanikte sınıflandırma esasını getirmiş, bütün canlıları bir cetvelde göstermiştir. Onun bu metodu, bugün de kullanılmaktadır.

Share Button

“Kültür” üzerine

“Kültür”den ne anladığınız hangi kültürden geldiğinize bağlıdır. Üç sözlük maddesinin merceğinden şöyle bir bakmak bunu teyit eder:

Culture: cultivation, the state of being cultivated, refinement. the result of cultivation, a type of civilization (Eğitimlilik, eğitimli olma hali, eğitimin sonucu, incelik ve kibarlık, bir tür uygarlık). – Chambers İngilizce Sözlüğü

Kultur: Gesamtheit der geistigen und künstlerischen Errungenschaften einer Gesellschaft (Bir toplumun entelektüel ve sanatsal edinimlerinin toplamı). – Störig Almanca Sözlüğü

Culture: Ensemble des moyens mis en œuvre par l’homme pour augmenter ses connaissances, développer et améliorer les facultés de son esprit, notamment le jugement et le goût (İnsanın bilgisini artırmak, özellikle muhakeme ve zevk alanlarında zihinsel yetilerini geliştirmek ve iyileştirmek için kullandığı araçların tamamı). – ATLIF Fransızca Sözlüğü

Bu yukarıdaki alıntı Guy Deutscher’in yazdığı “Dilin Aynasından : Kelimeler Dünyamızı Nasıl renklendirir ?” adlı kitaptan.  Bunu okuyunca ben de bizim sözlüklere baktım. Aşağıdakiler de onlardan.

kültür  :  Fr. culture  a.

  1. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin
  2. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü
  3. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi
  4. Bireyin kazandığı bilgi: Tarih kültürü kuvvetli bir kişi.
  5. Tarım.
  6. biy. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. – TDK Güncel Türkçe Sözlük

kültür   İng. culture  Bir halkın ya da bir toplumun özdeksel ve tinsel alanlarda oluşturduğu ürünlerin tümü : Yiyecek, giyecek, barınak, korunak gibi temel gereksemelerin elde edilmesi için kullanılan her türlü araç gereç; uygulanan teknikler; düşünceler, beceriler, inançlar, geleneksel, dinsel, toplumsal, politik düzen ve kurumlar; düşünce, duyuş, tutum, davranış ve yaşama biçimlerinin topu. – TDK  Budunbilim Terimleri Sözlüğü 1973 ( “Budun” kavim, ulus, ırk demekmiş. Budunbilim de etnoloji karşılığı. )

kültür  [Lat. colere (eleme) > cultura (işleme, tarım) >  Fr. culture]

3 . Toplumun, insan hayatı ile ilgili olarak tarihî ve sosyal süreç içinde geliştirdiği ve gelenek hâlinde sürdürdüğü insanın doğal ve toplumsal çevresine kabul ettirdiği egemenliğinin ölçüsünü belirten her türlü duygu, düşünce, dil, edebiyat, sanat ve yaşayış alanındaki maddî ve manevî değerler bütünü.
4 . Toplumun belirli bir kısmına veya bir milletin bütününe özgü düşünce, davranış, giyim kuşam, zevk ve sanat eserlerinin tümü.
5 . Belli bir konuda edinilmiş geniş ve sistemli bilgi; belli bir alana özgü yeterince geniş bilgi.
6. Muhakeme, eleştirme, değerlendirme, zevk alma yetilerini yeterince geliştirmiş olma durumu.
7. Bireyin kazandığı bilgi; bir gruba gereksinim duyduğu geleneksel bilgileri kazandırma. – Ötüken Türkçe Sözlük

Share Button

Almanya Bayrağı

alman-bayragi

1813 yıllarında Napolyon’a karşı verilen savaşta Prusya’nın hem para hem de asker yönünden yaşadığı sıkıntılardan dolayı Lützow önderliğinde çoğunluğu üniversite öğrencilerinden oluşan gönüllü Freikorps birliği kurulmuştur. Parasızlıktan dolayı çeşitli renklerde olan askerî üniformalar baştan aşağıya siyaha boyanınca sarı düğmelerin altlarındaki bez parçasının kırmızı kalması bugün Almanya bayrağını oluşturan renklerin geçmişi olarak kabul edilir. 7 Haziran 1950‘de alınan karar ile renklerin anlamı Beraberlik, Hak ve Özgürlük olarak belirlenmiş ve 3:5 boyutunda yasallaşarak devletin resmî bayrağı olmuştur.

Share Button

Alcatras Adası

alcatrazisland

San Francisco Körfezi’nde sahile 2,4 km uzaklıkta 9 hektar alana yayılmış olan Alcatraz Adası, 1861-1963 yılları arasında ABD’nin en ünlü hapishanelerinden biri olma özelliğini taşıdı. Önceleri İspanyol’ların yönetiminde olan ada, “La Isla de los Alcatraces” (Pelikanlar Adası) adını taşımaktaydı.

Share Button