Simon Kimbangu

kimbangu12 Eylül 1887 – 12 Ekim 1951

Hristiyan peygamber Simon Kimbangu Zaire’nin bahsında 1887 yılında doğdu. 1915’te misyonerler tarafından Vaftizciliğe
kazandırıldı, birkaç yıl din öğretmeni olarak çalışıp, insanlara Vaftizciliği öğretti. Bir gün Tanrı ona göründü ve vaaz vermesini söyledi. Bu olaydan soma, kendi köyü Nkamba’ da kendisine getirilen hasta bir genç kadını dua edip ellerini
onun vücudunun üstünde dolaştırarak iyileştirdi. Körlüğü tedavi etti. Ve bir defasında, ölmüş bir çocuğu dirilttiği bile söylendi. İnsanları mucizevi şekilde iyileştirdiğine dair söylentiler yayıldı ve her gün Nkamba’ya binlerce insan akın etmeye
başladı.

Adı “konuşması istenen” anlamına gelen Kimbangu, yeni Hristiyan olan kişileri asla vaftiz etmiyor, en yakın misyoner kilisesine yolluyordu. Ama ülkeyi sömürgeleştiren misyonerler onun yandaşlarını ne yapacakları konusunda fikir
ayrılığına düşmüşlerdi. En düşmanca tepki Kimbangu’yu baş belası olarak gören Roma Katolik Kilisesi’nden geldi.
Popülerliği artan Kimbangu, Tanrının Afrikalıları sömürgeci Belçika hükümetinden kurtaracağını söylüyordu. İnsanlar
çalışmayı reddediyor, hastaneler hasta kabul etmiyordu.

Kimbangu’nun konuşmasını dinlemek için çok büyük kitleler toplanıyordu. Halkın ayaklanmasından korkan hükümet, başkentin sokaklarına makineli tüfek mevzileri kurdu. Avrupalı misyonerlerin tutumunda bir kıskançlık öğesi de vardı.  Misyonerlerin Afrikalı tebaası yıllarca onlara ve inançlarına kuşkuyla yaklaşmış, beyaz adamın Kutsal Kitabın gerçek sırlarını kendine sakladığına inanmıştı. Kimbangu, Hıristiyanların Tanrısının yerel Tanrı Nzambi ile aynı Tanrı ve kendisinin de ngunzi yani peygamber olduğunu iddia ederek Hristiyanlığı Afrikalılara açtı.

Doğaya karşı olağanüstü bir yaklaşıma sahipti, maymunları insanın primat kuzenleri olarak görüyor ve onlara saygı duyuyordu. Kimbangu, yandaşlarının öteki primatları öldürmesine izin vermiyordu. Öteki primatlarla atalarımız ortaktı, bu yüzden bir maymunu öldürmek cinayetten farksızdı. Kimbangu ormanda kendi başımızın çaresine bakmak zorunda olduğumuz zaman kuzenlerimizin hareketlerine öykündüğümüzü söylüyordu. Hayatta kalmak için, onların yaptığı gibi yiyecek toplamak, aslında onlar gibi olmak zorundaydık. Kimbangu, insanlarla hayvanları birleştirmenin Tanrının planının bir parçası olduğunu öğretiyordu.

Günün birinde aslanla koyun koyuna barış içinde uzanıp yatacak, doğaya kibirle muamele etmeyecektik. Vahşi hayvanların
etinin yenmesine ve başka pek çok yerel geleneğe karşı çıkıyor, Tannnın çokeşliliğe, erotik dansa, kötü amaçlarla yapılan büyücülüğe ve tamtamlara kızdığını ilan ediyordu. Yandaşlarının bu kısıtlamaları hiç yakınmadan kabul etmesi misyonerleri çok şaşırtıyordu.

Protestan ve Katolik misyonerler bir kereye mahsus olmak üzere işbirliği yaphlar. Birlikte çalışarak Belçikalılan peygamberi tutuklayıp hapse atmaya ikna ettiler. Kitlesel bir toplanhda onu kaçırma girişimi başarısız oldu, ama bu olaydan
sonra Kimbangu gidip otoritelere teslim oldu. Kırbaçlandı ve ölüm cezasına çarptırıldı, ama hüküm, Belçika Kralı tarafından
ömür boyu hapse çevrildi. On iki “havarisinin” ve yandaşlarının onun öğretisini yayması yasaklandı. Kimbangu Ekim 1951’de ölmeden önce otuz yıl hapiste çürüdü. Ama bugün 12 milyon yandaşı olduğu ve bu insanların onun öğretisine
inandığı söylenmektedir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir