internet sözlükleri

herşey ekşi sözlükle başladı.

sonra devamı geldi. sayamayacağım ( zaten hepsini bilmiyorum, zaten gerek de yok) kadar çoğaldılar. yazanlar için büyük bir keyif, kurucular için belki bir maddi beklenti, belki bir ünlü olma merakı ama nerdeyse tamamı için bir liderlik, üstünlük, yöneticilik tatmini oldular.

yazmak için birbirini çiğneyen yüzlerce insan. ve onların yazabilmelerine izin veren bir kaç kişi. sanal deyişiyle “owner” ve “moderatör”ler.

ben de sürüye uyup ekşi sözlüğe dahil oldum. 6. nesildik sanıyorum. yani “boyunu aşan işlere kalkışan bir avuç adam, beklenmeyen yükseliş, kimseye güvenememe ve yetki verememe durumu, kontrolsüz ve ön görülemeyen büyüme, sonuçta kuralları bir yana bırakıp herkesin sözlüğe kabul etme ve akabinde başına buyruk kıyım ” nesli.

sözlüğe kabul edildiğimden bile haberim yoktu, başkaları söyledi. “aa ne güzel” dedim keyifle yazıyordum sorna birden baktım ki atılmışım. neden ? niye ? hangi kelime, yazı, söz, mesaj, içerik yüzünden öğrenemedim hiç bir zaman. bir grup veledin bok yemesi deyip umursamadım ben de. kendileri laf anlayacak kişiler olsalardı sanırım karşılarındakilere de laf anlatmak isterlerdi. benim onlarca “ne yaptım” mesajıma cevap vermediklerine göre sanırım ben bir şey yapmadım kendileri yaptılar.

şimdilerde itüsözlükte yazıyorum. oranın yönetici ve moderatörleriyle anlaşamıyorum yani 🙂 her ne kadar şu ya da bu şekilde haberdar olduğum bir kaç diğer sözlükten kat be kat iyi ve eşkisözlük’ün kendinden sonraki (bence) en başarılı ve seviyeli klonu olsa da, ben kimsenin klonu olmadığım için genel bir anlaşmazlık durumu söz konusu.
( ileri zamanlı ilave : söz ağızdan çıktı, yutacak değilim. itüsözlük konusunda hala aynı şeyleri düşünüyorum, ama moderatörler sanırım müstakilen bir yazıya konu olmayı hak ediyorlar. )

neyse, derdim sözlükleri yermek ya da övmek değil.

yıllar önce, sanıyorum elif şafak’ın bir kitabını okurken canlanmıştı kafamda “kişisel sözlük” olayı. herkesin yazacağı birşey değil ama kelime ve kavramların “bence” anlamlarını yazacağım bir sözlük düşünmüştüm.

bir programcı arkadaşıma “bana şöyle bi şey yazsana” dediğimde onun söylemesiyle haberdar olmuştum ekşi’den. sonra her google sayfasında adına rastlayınca da kullanıcısı olmuştum.

düşünüyorum da ( evet ben düşünebiliyorum da) ne çok sözleyecek sözümüz var. laf olsun, söz olsun, itlik olsun diye söylenenler de dahil ama ne çok söylenecek sözümüz var. doğru, yanlış, yalan, dolan, itiraf, gerçek, açıklama, yorumlama, saçmalama, geç, erken, ece, gece, gündüz, sabah akşam, yakın, uzak, doğru türkçeyle, yalan yanlış türkçeyle, büyük harfle, küçük harfle, noktayla, ünlemle, virgülle, parantezle…. ama ne çok sözleyeek sözümüz var.

gün içimde yazılan yazıların, açılan başlıkların ve bunların altındaki yaratıcılıkların tarifi mümkün değil. doğru ve öz bilgileri bir yana bırakıyorum, zira sözlükler genellikle bunların derli topluluğunu sağlıyorlar sadece, zaten tamamına yakını internette şu ya da bu şekilde var.

ama ya o kişisel gözlemler, yorumlar, çıkarımlar; yakalanan ayrıntılar, kıldan ince detaylar; aynı konuya farklı açılardan, akımlardan, ideolojilerden yaklaşımlar. eşi bulunmaz bir kaynak, eşi bulunmaz bir tartışma ve yorum platformu bunlar.

hele bir de “.. diyalogları” başlıkları altında yazılan adamı sandalyeden düşürecek komiklikteki yazılar…

yahu ne çok söyleyecek sözümüş varmış. ve bunların tamamına yakını da ne kadar güzelmiş. bulana da, kullanana da, yazana da helal olsun, ne diyeyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir