ankebut

sırtında bir örümcek
hemen üstünde
öpülünce gözlerini kıstığın o nokta
parmaklarımda teninin kokusu
ve kulağına üflediğimde bir an açtığın ve ardından ışıktan kısılan gözlerin

/oysa ben,
seninle öğrendim
ışığın içine
dimdik bakabilmeyi /

düşümü akıttığım denizlerin taşkınında boğuluyorum şimdi
git olur diye bekliyorum
zaten gitmişliğini yazıyor parmaklarım
gel olur diye bekliyorum
hiç gelmemişliğini çok iyi biliyor dudaklarım

o şarkının tam o yerinde yazıyorum şimdi bu dizeyi
dizenin dizeliği her halinden belli
dizeyi dizenin hali ise dizeden daha kederli…

sırtında bir örümcek
nedense dövülmüş tenine
sanki sana dokunursam rüyalarıma girecek
ya da korumak için seni
beni alıp yuvasına götürecek

/belki de bu yüzden
yanındaki uykusuz gecelerim
teninden tenime geçen
şifadır diye ses etmediğim işkencelerim/

martı olup dolaştığım bu sema yıkılıp da geçtiyse başıma
sebebi sensin
sebebi sensin sıcak odalarda, uykularda üşümemin
piyano çalan parmaklarımın,
sanki örümcek olup bana saldırmasının
şarkıların olur olmaz beni ağlatmasının sebebi sensin

sırtında bir örümcek
tenim senin tenin olsun
bana geçsin

3 Responses to ankebut

  1. Anonymous dedi ki:

    martı (larus cachinnas)
    uzak yol denizcilerinin yaralı denize düşenlerin önce gözlerini yediği için nefret ettikleri tek deniz kuşu.hain kıvrık gagalı düşman bakışlı,yağmacı vahşi sinsi.
    bunlar denizcilerin tanımı.şairler ve kendini şair sananlar neden bu laet kuşu şiir süslemesi yapar acaba?????

  2. Anonymous dedi ki:

    Yukarıdaki haklı gerçekten.Neden kadınlar vahşi martılar ya da ağa düşüren örümcekler ? Neden erkek aslandır kadın karadul ? Ayrımını sevmem cinsiyetin ama unutma bir kez aldanırsan bu aldatanın hatası ama ikinci kez aldanırsan bu senin hatan.Bilge kal.

  3. Semazem dedi ki:

    e belki ben aldanmayı seviyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir