Category Archives: w

Hamursuz Bayramı

Pesah, Fısıh veya Hamursuz Bayramı.

Bir Yahudi bayramı ve festivalidir. Mısır’da kölelikten kurtarılan Antik İsraillilerin göç hikâyesini anar. Pesah, Yahudi takvimindeki Nisan ayının 15. günü başlar, bu tarih Kuzey Yarım Küre’de bahara denk gelir ve bayram 7 veya 8 gün kutlanır. Yahudi bayramları arasında en çok kutlanan bayramlardan biridir.

Göç anlatısında, kutsal kitap, Tanrı’nın; on belayı Mısırlıların üzerine musallat ederek, İsrail Çocuklarını kölelikten kurtarılmasına yardım ettiğini belirtir. On belanın sonuncusu, her evde ilk doğan çocuğun ölmesi olduğundan, İsraillilerden evlerini kuzu kanıyla işaretlemeleri istendi. Böylece, bu son bela onların evlerine dokunmadan üzerlerinden geçecekti. Belalarla başlayan bu hikaye ve göç, hamursuz bayramının kökenini oluşturdu.

Bayramın adının tam olarak nereden geldiği üzerine tartışmalar olmasına rağmen genelde inanılan hikaye; Firavun İsrailliler’i özgür bıraktığında, İsrailliler, ekmek hamurunun mayalanmasını beklemeden terk ettikleridir. Bunu anmak adına, Hamursuz Bayramı boyunca mayasız ekmek yenir. Bayram bu nedenle “ Mayasız ekmek yeme Festivali” olarak adlandırılır Matza (düz mayasız ekmek) hamursuz bayramının sembolüdür.

Share Button

kimbangu12 Eylül 1887 – 12 Ekim 1951

Hristiyan peygamber Simon Kimbangu Zaire’nin bahsında 1887 yılında doğdu. 1915’te misyonerler tarafından Vaftizciliğe
kazandırıldı, birkaç yıl din öğretmeni olarak çalışıp, insanlara Vaftizciliği öğretti. Bir gün Tanrı ona göründü ve vaaz vermesini söyledi. Bu olaydan soma, kendi köyü Nkamba’ da kendisine getirilen hasta bir genç kadını dua edip ellerini
onun vücudunun üstünde dolaştırarak iyileştirdi. Körlüğü tedavi etti. Ve bir defasında, ölmüş bir çocuğu dirilttiği bile söylendi. İnsanları mucizevi şekilde iyileştirdiğine dair söylentiler yayıldı ve her gün Nkamba’ya binlerce insan akın etmeye
başladı.

Adı “konuşması istenen” anlamına gelen Kimbangu, yeni Hristiyan olan kişileri asla vaftiz etmiyor, en yakın misyoner kilisesine yolluyordu. Ama ülkeyi sömürgeleştiren misyonerler onun yandaşlarını ne yapacakları konusunda fikir
ayrılığına düşmüşlerdi. En düşmanca tepki Kimbangu’yu baş belası olarak gören Roma Katolik Kilisesi’nden geldi.
Popülerliği artan Kimbangu, Tanrının Afrikalıları sömürgeci Belçika hükümetinden kurtaracağını söylüyordu. İnsanlar
çalışmayı reddediyor, hastaneler hasta kabul etmiyordu.

Kimbangu’nun konuşmasını dinlemek için çok büyük kitleler toplanıyordu. Halkın ayaklanmasından korkan hükümet, başkentin sokaklarına makineli tüfek mevzileri kurdu. Avrupalı misyonerlerin tutumunda bir kıskançlık öğesi de vardı.  Misyonerlerin Afrikalı tebaası yıllarca onlara ve inançlarına kuşkuyla yaklaşmış, beyaz adamın Kutsal Kitabın gerçek sırlarını kendine sakladığına inanmıştı. Kimbangu, Hıristiyanların Tanrısının yerel Tanrı Nzambi ile aynı Tanrı ve kendisinin de ngunzi yani peygamber olduğunu iddia ederek Hristiyanlığı Afrikalılara açtı.

Doğaya karşı olağanüstü bir yaklaşıma sahipti, maymunları insanın primat kuzenleri olarak görüyor ve onlara saygı duyuyordu. Kimbangu, yandaşlarının öteki primatları öldürmesine izin vermiyordu. Öteki primatlarla atalarımız ortaktı, bu yüzden bir maymunu öldürmek cinayetten farksızdı. Kimbangu ormanda kendi başımızın çaresine bakmak zorunda olduğumuz zaman kuzenlerimizin hareketlerine öykündüğümüzü söylüyordu. Hayatta kalmak için, onların yaptığı gibi yiyecek toplamak, aslında onlar gibi olmak zorundaydık. Kimbangu, insanlarla hayvanları birleştirmenin Tanrının planının bir parçası olduğunu öğretiyordu.

Günün birinde aslanla koyun koyuna barış içinde uzanıp yatacak, doğaya kibirle muamele etmeyecektik. Vahşi hayvanların
etinin yenmesine ve başka pek çok yerel geleneğe karşı çıkıyor, Tannnın çokeşliliğe, erotik dansa, kötü amaçlarla yapılan büyücülüğe ve tamtamlara kızdığını ilan ediyordu. Yandaşlarının bu kısıtlamaları hiç yakınmadan kabul etmesi misyonerleri çok şaşırtıyordu.

Protestan ve Katolik misyonerler bir kereye mahsus olmak üzere işbirliği yaphlar. Birlikte çalışarak Belçikalılan peygamberi tutuklayıp hapse atmaya ikna ettiler. Kitlesel bir toplanhda onu kaçırma girişimi başarısız oldu, ama bu olaydan
sonra Kimbangu gidip otoritelere teslim oldu. Kırbaçlandı ve ölüm cezasına çarptırıldı, ama hüküm, Belçika Kralı tarafından
ömür boyu hapse çevrildi. On iki “havarisinin” ve yandaşlarının onun öğretisini yayması yasaklandı. Kimbangu Ekim 1951’de ölmeden önce otuz yıl hapiste çürüdü. Ama bugün 12 milyon yandaşı olduğu ve bu insanların onun öğretisine
inandığı söylenmektedir.

Share Button

Mokşa

Sanskritçe’de özgürlük anlamına gelen Mokşa veya kurtuluş anlamına gelen Mukti terimleri ölüm ve yeniden doğum çemberinden kurtuluşu tanımlar.

Bu, aslında, kesintisiz süren yeniden doğuş döngüsünden kurtulmanın yoluydu. Eğer kişi yaşamı boyunca mokşayı başaramazsa, layık olduğu bir başka biçimde yeniden doğardı. Mokşa eylem (karma), bilgi (jnana) ya sadakat (bakti) ile başarılabilirdi. Sadakat çoğu zaman pujalar (genellikle tapınak ayinleri sırasında gerçekleştirilen tapınma ve kurban sunma eylemleri) kanalıyla kurtuluşa ulaşmanın alışılmış yoluydu.

Share Button

Upanişadlar

Upanişad, Hinduizm’in felsefi ve daha çok mistik yapıdaki kutsal kitaplarıdır, Şruti kategorisinde yer alırlar. Anlamı “yanıbaşına oturmak”tır. Bu metinler geçmişte Hindu rişilerinin (“peygamberlerin”) öğrencilerine öğrettiği gizli bilgilerdi, Vedalar’ın sonu (Vedanta) ve tamamlayıcısı olarak görülürler.

200’ün üzerinde Upanişad vardır ama Muktika Upanişad, yalnızca 108 Upanişad’ın ismini listeler, bu nedenle “resmî” upanişad sayısının 108 olduğu söylenebilir. Bir Hindu efsanesine/inanışına göre Upanişadların toplam sayısı eskiden 1180 idi ama zamanla çoğu kayboldu ve elimizde ancak birkaç yüz Upanişad kaldı.

En eski Upanişadlar Brihadaranyaka Upanişad ve Çandogya Upanişad’dır, bu iki Upanişad MÖ 800-700 yılları arasında yazılmıştır. Kaushitaki Upanişad, Taittiriya Upanişad, Kena Upanişad, Aitareya Upanişad, Mundaka Upanişad, Katha Upanişad da Upanişad edebiyatının eski örnekleridir ve Budizm öncesi dönemde MÖ 600-500 yılları arasında yazılmışlardır.

Daha sonra, olasılıkla Budizm döneminden hemen önce veya Buddhizm döneminde yazılan Svetasvatara, Maitrayani, İşa, Prasna ve Mandukya Upanişad’ı da eklenirse Hinduizmin bütün mezhepleri ve okullarınca kabul edilen 13 temel Upanişad listesi ortaya çıkar. 13 temel Upanişad Hindu felsefesinin ve mistisizminin en büyük ve en önemli kaynağıdır.

Bu Upanişadlara 8. yüzyılda yaşamış filozof Şankara tefsir niteliğinde metinler, yorumlar yazmıştır. Bu tefsirler Upanişadlar üzerine yapılmış en eski tefsir niteliği taşır. Geri kalan 95 Upanişad’dan 59’u bütün mezheplerde “vahiy” kategorisinde sruti olarak kabul edilen daha genç upanişadlardır. Bunlar, 13 temel Upanişad’ın değindiği konular hakkında daha detaylı açıklamalar yapar, 13 Upanişad’ın dışındaki en önemli Upanişadlar’dan bazıları Maha-Narayana, Adhyatma, Mandala Brahmana, Nada-Bindu, Dhyana-Bindu, Subala gibi Upanişadlardır bunların da İsa’dan önceki dönemde yazıldıkları düşünülmektedir. Son kategoride olan 36 upanişad ise tamamen mezhepseldir. 36 upanişad’tan 14’ü Saivism mezhebine, 13’ü vaishnavism mezhebine, 9’u shaktism mezhebine aittir.

Bütün upanişadlarda üzerine basılarak öğretilen temel öğreti, bütün evrenin Tanrı olduğu, insan ruhunun da (Atman) aslında Tanrı’nın bir parçası olduğu ve öldükten sonra su damlasının okyanusla birleşmesi gibi insanın da Tanrı ile birleşeceği, onda özümlenip Tanrı’da yok olacağı onunla bir olacağı doktrinidir.

Share Button

Agni

Hint mitolojisinde ateş tanrısı. agni

Share Button

Varuna

Hint mitolojisinde yasa ve düzen tanrısı. varuna

Share Button

Indra

Hint mitolojisinde savaş tanrısı. Gök gürültüsü ve şimşeklerden yapılmıştır. Indra_deva

Share Button

Mohenjo-daro

Ölü Adamlar Tepesi. Pakistan’ın, Sind eyaletinde bir arkeolojik alandır.

M.Ö. 2500 civarında inşa edilmiş olan kent, antik İndus Vadisi Uygarlığı’nın en büyük yerleşimlerinden ve dünyanın en büyük kentsel yerleşim yerlerinden biridir ve antik Mısır, Mezopotamya, Girit ve Norte Chico uygarlıklarıyla eş zamanlıdır. Mohenjo-daro, M.Ö. 19. yüzyılda İndus Vadisi Uygarlığı’nın düşüşüyle terk edilmiş ve 1920’li yıllara kadar bu alan yeniden keşfedilmemişti. O tarihten bu yana, 1980’de UNESCO Dünya Mirası olarak adlandırılan kentin bulunduğu alanda önemli kazılar yapılmıştır. Site halen erozyon ve yanlış restorasyon nedeniyle tehdit altındadır.

Share Button

Harappa

Pakistan’ın Pencap eyaleti sınırları içinde yer alan, İndus Vadisi Uygarlığı’na ait antik bir yerleşimdir. Bugün kurumuş bulunan bir ırmak kıyısında yer alan yerleşim 1921 yılında, arkeolog Sir John Marshall tarafından ortaya çıkarılmış ve ilk kazılar onun ekibi tarafından sürdürülmüştür.

Kazılarda ortaya çıkan buluntular, günümüzden 5.300 yıl öncesine dayanmaktadır. Kuşkusuz ki kentin kuruluşu ve ilk gelişme dönemleri daha eski tarihlidir.

Share Button

Ank em Maat

Firavun Akhenaton kurduğu Aton dininin temel düsturu olan söz : Hakikat, doğruluk ve adalet içinde yaşa.

Share Button