Category Archives: Teknoloji

Teknolojik ürün alışverişleri hakkında mağaza önerisi geri çekimi

Uzun zamandır teknolojik ürün alışverişi için hem kendim hem de danışan herkesi alternatifsiz olarak Media Markt​ mağazalarına yönlendirmişimdir.

Bunun üç nedeni vardır :
1) Bütün ürünler denenebilecek şekilde açık ve hazırdır
2) En ucuz fiyat garantisi verirler
3) 15 gün koşulsuz iade vardır

Şimdi bunlar değişmiş. 1. madde hala baki eyvallah ama diğerleri artık işlemiyor.

En ucuz ürünle ilgili internetten bir şey gösterdiğinizde ya firmaya bok atıyorlar ya da “o internet fiyatı, mağaza fiyatı değil” diye saçmasapan bir bahane üretiyorlar. Sanki o zaman daha ucuz olmuyormuş gibi.

15 gün koşulsuz iade durumu ise iptal olmuş. Mağaza çalışanlarının ifadesine göre “Devlet yasaklamış.” Nedense artık…

Dolayısıyla teknolojik ürün için gezilecek ve ürün hakkında bir karara varılacak en iyi mağaza yine MediaMarkt mağazaları ama buradan bir şey almak için artık bir nedenim yok.

İlgilenenlere duyurmuş olayım.

Yazının başlığını da reçelle balla yesinler hani, bu ne be….

Share Button

Calibro Touch Lux – Kitap Okuyucu İncelemesi

Yurtiçi Kargo’nun beceriksizliğine rağmen Calibro’ya bugün kavuştum. 6 saatlik kullanımdan sonra biraz fikir sahibi oldum. Elektronik kitap okuyucunun ne olduğu ve sahip olması gereken özellikler zaten belli olduğu için ben “olmamış”lara değinmek istiyorum. Genel olarak keyifli ve güzel bir cihaz olduğunu peşin peşin belirteyim.

Share Button

Sahiplerini aptal gösteren akıllı aygıtlar

Telefonlar başta olmak üzere “akıllı” elektronik cihazlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz artık. Herkesin bir şeyleri mutlaka akıllı. Akıllı telefon, akıllı çamaşır makinesi ( içindeki çamaşırın tipini anlayıp ona göre program seçiyor) , akıllı bulaşık makinesi ( az doluysa az su harcıyor) , akıllı buz dolabı ( ürünü tipine göre soğutuyor), akıllı elektrikli süpürge ( sen bırakıp gidiyorsun o evi kendilğinden temizliyor) , akıllı televizyon ( parmağını şıklatınca kanal değiştiriyor, şşşşt deyince sesi kapatyor), akllı fotoğraf makinesi ( ışığı, mesafeyi, insanların suratını, gülüp gülmediklerini, gözlerinin açık olup olmadığını ölçüp ona göre çekiyor)  ve benzeri bir sürü akıllı ürüne sahip olmak için yediğimizden içtiğimizden kesiyoruz.

İşin ilginç kısmı, bunlara sahip olanların bu cihazları kullanma şeklinin, neredeyse akılla hiç bağdaşmayan şekilde olması. Şarjı akşama kadar yetişmeyen çok pahallı telefonuyla, şarjı 3 gün giden, neredeyse bedava,  eski telefonla yaptığından fazlasını yapmayan bir sürü akıllı telefon sahibi var mesela. Hatta akıllı telefonla nasılsa fotoğraf çekmeyi başarıp, bu fotoğrafları bir daha bulamayanlar var; “oğlan buluyor bunları bizim ” deyip geçiyorlar.

Akıllı çamaşır ve bulaşık makinelerinin ayarlama kısımlarını “çok karışık” bulduğu için her şeyi tek bir programla yıkayanlar var.  Çamaşır makinesinin “soğuk yıka” ayarını değiştiremediği için deterjan gözünden çaydanlıkla sıcak su ilave ediyorlar onlar da.  Akıllı televizyonunun kumandasınaki bazı tuşlara bant yapıştırıp “bunlara basmayın da karışık kuruşuk şeyler oluyor o zaman, anlamıyorum” diyenler var.

“Bu süpürgeyi evde yokken çalıştırmıyorum, ne olacağı belli olmaz; evdeyken de bir saat sonra kapatıyorum çok ses yapıyor. Ben eski süpürgeyle şöyle bir alıyorum haftada bir” diyen akıllı süpürge sahipleri var. 3 farklı objektifle birlikte aldığı koskocaman makineyle daha tek bir kareyi net olarak çekemediği için gidip cep tipi bir kamera almış ama koca çantayı da her yere yanında taşıyan kamera sahipleri var.  O fotoğrafları da bilgisaya aktaramıyorlar bir türlü; kart dolunca yeni makine alıyorlar.

Yani diyeceğim şu ki: Akıllı cihazınız kadar akıllı değilsiniz; cihazınız sizin kadar akıllı. 

Share Button

teknolojinizi nasıl alırsınız ?

teknoloji artık giderek “kişiselleşiyor”.

girdiğiniz bir sitede eğer bir şekilde kayıt yapmışsanız karşılaştığınız reklamlar sizin ilgi alanlarınız çerçevesinde seçiliyor artık. ya da kayıtsızsanız bile, reklamlar siteyle, bulunduğunuz ülkeyle, o anda incelediğiniz sayfayla iligli konularda geliyor.

bilgisayar ürünleri sitesini gezerken bilgisayarla, mobilya sitesini gezerken mobilya ya da ev eşyasıyla ilgili reklamlarla karşılaşıyorsunuz.

bazı özel kanallarda, deneme bağlamında da olsa televizyon reklamları abonenin özelliklerine göre seçilmeye başlandı.

ileri teknoloji, prototip olarak olsa bile, yerleştirilen alıcılarla odadaki kişinin özelliklerini algılayıp onların cinsiyetine ve yaşına göre reklamlar ya da programlar seçme şansı tanıyabiliyor.

hatta üye olduğunuz bazı dergilerin editörü doğrudan size hitab ediyor. dergiyi açıyorsunuz gülümseyen bir yüzle editör söze şöyle başlıyor “sayın sema zem,”. insanın tüyleri diken diken oluyor, dönüp şöyle bir arkasına bakıyor burada mı bu adam diye.

teknoloji dünyasındaki bütün bu keyifli gelişmelere rağmen benim 1 ay önce oturma odası grubu aldığım firma fatura bahanesiyle ele geçirdiği ev adresime ve cep telefonuma neden “yeni oturma odaları” ile ilgili mesajlar gönderiyor ? amaçları bana “hah hah salak herif . sen aldın ama bak daha güzelleri geldi. üstelik daha ucuz. enayii enayii” demek mi ? yoksa oturma odası satıcıları oturma odasını her her ay değiştirilebilir bir şey mi sanıyorlar ?

4 yıldır abone olduğum derginin içinden “denemeden karar vermeyin” sloganıyla çıkan “hijyenik kadın bağı” nı nasıl denememi bekliyorlar. teknolojileri çok ileri de hanımın muayyen gününde olduğunu mu bildiler diyeceğim, hanım yok . arayıp da “e bana bunu denemek için birini göndersenize” desem bir sonraki sayıda “üyelerimiz arasında sapıklar var” diye beni rezil ederler. sırf onlar mahçup olmasınlar diye deneyeceğim ama, acayip rahatsız bir şey. bir de geri bildirim formu yapmışlar “lütfen doldurun” diyorlar.

“dış görünüş olarak, gittiğim mekanlarda ilgiyi üzerime çekmek adına faydalı olduysa da; kişisel kullanım açısından çok rahatsız edici buldum” diye doldurup gönderdim ben de. ne yapayım.

Share Button