Category Archives: Ebced

ahval

sabah ezanında bir güzel gördüm
bilmem gerçek miydi yoksa düş müydü
boynunu kokladım omzunu öptüm
demem gerçek miydi yoksa düş müydü

gözleri yeşil mi ela mı bilmem
kokusu başıma bela mı bilmem
olmayan derdime deva mı bilmem
sorman gerçek miydi yoksa düş müydü

dervişim yanmaya ateş ararım
ateş olmasa da küle yanarım
tenimde kokusu güle sorarım
ölmem gerçek miydi yoksa düş müydü

Share Button

Ebced

Boş ver komşu
Esmeyecek bu gece biz rakı içelim
Kedilere süt verelim
Peçeteyi ikiye bölelim
Şarkı söylerken ölelim
Buzu ağzımıza atalım
Karşı pencereye leblebi fırlatalım
Göğe bakıp deniz sesi duyalım
Ucu eksik doğan ayla dalga geçelim
Sonra özür dileyelim
Kendimizden gidelim birbirimize gelelim
Artan ekmekleri yarın güvencinlere verelim
Hepsini yemeyelim o zaman komşu, insaf edelim
Boş ver komşu biz işimize gidelim
Gücümüze gitmesin söylenenler
Biz türkü söyleyelim
Şiir söyleyelim
Karakalem birkaç resim söyleyelim
Bir de rakı söyleyelim
Sessizlikte havlayan köpeğe küfredelim
Ona cevap veren köpeğe küfredelim
Sonra özür dileyelim
Havlarlarsa yine sövelim
Balkondan yandaki sitenin havuzuna işeyelim
İkibinonyedinin oniki temmuzu komşu
Esmeyecek bu gece
Biz rakı içelim

Share Button

ebced

darbukanın dümüne
vurmaya kıyamadım
makedonsuz yarimi
sevmeye doyamadım

ohrid’in kıyısında
dururum yali yali
gördüm de gözlerini
tükenmedi hayali

ağaçların beyazı
vuruyor gözlerime
neden inanmıyorsun
şu yalan sözlerime

ramazan biteyaza
sana dizerim mani
sevdim diyemiyorum
onu sen anla yani

düşün gözüme düştü
o yüzden sulanıyor
kurumuş dudaklarım
koynuna yalanıyor

makedonun elleri
yazdırdı bana bunu
abdalım dergah bildim
benden sanadır her hû

Share Button

ebced

ve sonra
ömür geçer içinden
yağmur yagsa dersin, hüzün yağar
gün dogsa dersin, hüzün doğar
yar gelse dersin, hüzün gelir
ne dersen de
hüzün biter kıyısında.
Ama tutup
hüzün istesen
bi’ bok bitmez.
bu “olma”ların “doğma”ların “bitme”lerin
sana gıcığı vardir zira
sen ne istesen fark etmez…

gecedir
kuğudur
aydır
buluttur
farketmez

mayısın üçü falan
ikibinonüç derler
hüzüne kesmiş gece
çok kadınlar özledim
gece bana meyletmez

 

Share Button

-a’çün-

çok üzüldük bazen
bozuntuya vermedik
şarkılar söyledik or’da bur’da
yürüdük bilmediğimiz yerlere
adını gördük bir yerlerde
duyduk birşeyler olmuş
ölelim dedik ölemedik
ölmemiş gibi yaptık
gömmediler zaten
şarkılar söyledik
zinhar anmadık adını
nisan gitti
şarkı bitti
kimseye çaktırmadık
sen uyursun en fazla
yüzbin kalorinin ertesi
gece ne şarkılara çıkar
duymazsın
ölürüz de uyumuş gibi yaparız
hamdüsenalar olsun

Share Button

ebced

öyle bildik pirden
taş üstüne taş yağsa elden
ses etmedik
dostun bir tek gülü vurdu bizi
onda da lal eyledik dili
çok acıdı içimiz
kaçıp masadan
helada ağladık sessiz sedasız
ille
dostun
bir tek gülü
ki ne gül
yaralar bizi
ki ses etmeyiz
ki dostun gönlü şen ola
bayram ola
olmamış yar bayram ola
derdimiz dert ola
aleme seyran ola
abdal gönle değmişliğin
ağyar dile sükūn ola
nisanın ortasında
düşen tek damla yağmur
benim gözüme düşmüş
hayr ola ceylan
hayr ola

Share Button

ahval

yedi gün ağladım
kırk gün tuttum yasını
sonra seni bırakıp
kendime gittim
yeni bir kaç beyaz tel saçlarımda
zor durumda kredi kartları
karaciğer bazen isyan eder
kalbim desen her zamankinden beter
gittiğim kendimden
kendim bile kaçıp gider

Share Button

sonra
içimden geçtin sen benim be kadınım
kırk kahkaha arası
bir anlık bir boşlukta
kokun hala burnumda gözyaşların koynumda
güler gibi yaparken aldığım bir nefeste
ölür gibi olurken kırk gül sanki bir deste
sonra içmden geçtin
sen benim be kadınım
kimselere demedim el bilsin istemedim
kırk kahkaha arası aldığım o nefeste
yalnız benim duyduğum güzel hüzünlü beste
söylenip geçmiş gibi
unutulsun istedim

belki çok söylemedim ya ben seni pek hiç sevdim

ankara’nın köşesi
şubat’ın bir gecesi
kuğular şahit olsun
anca bunu söyledim

Share Button

ebced

ve sorna
hiç dinmeyecek bir yağmur gibi
kendi içime yağar
su bastırırdım bütün acılarıma
ve tek zerresini bile bırakmadan tutunduğum toprağın
öyle bir yüklenirdim ki köklerime
tıpası uzaklara fırlamış keyf içinde bir şampanya bile
utanır tıpasından ayrıldığına
ve sonra
bir el kapatır gözlerimi
elsahibinin gözleri yaşlı
bilirim görmeden, duymadan, yaşamadan kimdir
bilirim kimdir;
kimliği meçhul bile olsa
emindim ki delidir

ve sonra
hiç dinmeyecek bir yağmur gibi
kendi içime yağar
boğardım seni or’da

ikibinonikinin aralığıdır bugün
yine senin ebcedin düşer karanlığıma
yılın çokuncu günü aralığın ikinci
tükendi ki fitilim
hasretim aydınlığa

2.Aralık.2012

Share Button

Ebced

dudağının kenarını
dudağımın kenarında gördü kuğu
hiç ses etmedi
sonra çok yüksekten düştü sular
bir gürültü bir gürültü
kuğuların sessizliğini
herkesten sakladı sular
haziranın orta yeri
kugulunun içinde
bulutlara saklandı ay
bizi kimse görmedi

 
14.haziran.2012 – kuğulu park
Share Button